Küçük aptalın büyük dünyası

24 12 2009

Kıskançlık; insanın bacağını kıvırıp kendi götüne sokmasıdır

Sabahın köründe hınımın, hınısının, dıdısının bilmem ne kişisi İstanbul'a gelecekmiş. Babam aradı "kızı karşıla da gideceği yere götür, Hiç bilmiyor orayı. Muarrem abinin kızı, işi olmuş orda beraber takılın, ona arkadaşlık et. Sonra eve çıkarsınız anlaşırsanız" dedi..
Ayy dedim iyi oldu, canım sıkılıyor zaten gezer dolaşırız. Kalktım gittim kızı almaya.
Bekliyorum firmanın şeysinde. Servisten iniyolar şimdi. İki kişi indi, biri kız biri erkek.. hayır bir akraba kızı denilen şey ne olabilir yani. Netice de bir akraba kızı.. Babaannem brooke shields değil bişi değil.. Lan kız bir indi servisten benim ağzım açık kaldı. Bütün gece yolculuk yapmış bir hatundan öte, biraz sonra podyuma çıkacak mankene benziyodu.
Bir fizik var hatunda allahım. Kot giymiş ama o kota benim kollarım anca sığar. Bi de güzel giyinmiş böyle. Saçlar falan dalgalı uzun. Yüz bebek gibi. Hiç bir yorgunluk belirtisi yok, bişi yok. kaç saatlik yoldan gelmişsin bu nedir ani. Benim bi kere ağzımın kenarında mutlaka salya izi olur. Gözlerim kırmızıdır, yüzüm inek götü gibi şişkindir, Üstüm başım zaten yola çıktığım için eşofman falan vardır. Saçlarım desen yataktan kalktığımda tecavüze uğramış gibi oluyor da, tek kişilik koltuktan kıvrınmaktan, arkadan itmişler gibi olur. Ama hatun, az önce evinde şıkır şıkır giyinmiş, hatta bu hale gelmek için 3 saat evde uğraşmış gibi duruyor. Sonra valizini falan indirdi, öpüş koklaş yapmacık yapmacık
- xxxx dimi? ayy hoşgeldin ehiehi
- çok beklemedin dimi muckk muck
falan böyle.. Hop aldı valizini önüme geçti, allahım bir popo var kızda. bir avucumu doldurur yani bi lopu. Minnacık ve kalkık. Resmen kızın götünü izliyorum. her kıvrımını, bacaklarının bitiş şeklini falan. Ama benim gözler kısılmış, dudaklarımın ölü derilerini kavlayarak izliyorum. Bi gıcıklıkla yani. Bi kusur bulsam sevincem o derece. Ama yok maalesef, arkadan hayatım boyunca istediğim ama asla sahip olamayacağım fiziğe sahip..
Ortaokul ve lisedeyken hep kendimden çirkin kızlarla arkadaşlık yapardım. Çünkü ben bildiğin kompleksli, güzellik takıntısı olan ezik bir hatundum. Onlarla gezince dikkatlerin benim üzerime çekilceğini iyi bilirdim, hele bi de böyle bi kaç yerde onları aşşaladım mı, vay babam benim egoya gel bak sen..
Sonra büyüdük dedim gerizekalı mıyım ben, aştım gittim bu mevzuyu. Zannediyordum ama aşamamışım.
Kızla o yolda yürümek işkence gibi geliyordu resmen. Her geçen, kıza bakacak diye böyle içim içimi yiyor. Ulan baksın ne var yani, ama yok, nasıl sinirliyim, nasıl asabiyim. Kız işte bişilerden bahsediyor, ben ağzımın içinde mırmırmır, küfürle karışık söylenmelerimi yapıyorum..
"Yaa ben biraz açım bişeyler yiyelim mi?" dedi, şöyle bir süzdümm süzdümm. Hacı o fizik için o kızın hiç bişi yememesi lazım. yemin ederim 2 aydır yemek nedir, nasıl yenir unuttum. 54 kilo oldum.. Ama hala bir göt var bende konya ovası gibi. zaten 15 kilo da kalsam, 10 kilo götüm olacak..
...
Gittik bi börekçiye oturduk.. İşte sipariş vercez kız garsonla ay bir içli dışlı, bir samimi. Sanki 4 senelik kocasıymışcasına. Adam benim suratıma bakmıyor.. döndü götünü bana, hatunla su böreği üzerinde konuşuyolar. Ulan sipariş vercem beni sikleyen yok. "ben rahatsız ediyosam kalkim" dicektim. O derece uyuz oldum. "bakar mısınız, pardon bakar mısınız" diyorum herife yok, o hala hatuna bişiler anlatıyo. Artık dayanamadım kasadaki adama bağırdım. "bi börek yicem ama bi türlü sipariş veremiyorum" diye. Kız afalladı, garson afalladı, yan masadakiler herkes bi döndü bana baktı.
Ben de hiç bişi olmamış gibi nefesimi verdim, "peynirli istiyorum" dedim, gülümsedim.
Geldi börekler yiyioruz, ben ama bildiğin sinirliyim, neye sinirlisin diye sorsan onu da bilmiyorum. Kızın güzel olmasına uyuz oldum.. uyuz olmadım aslında, çatır çatır çatır kıskandım hatunu. Orda suratına çay dökecek kadar kıskandım. Zaten yiyemiyorum da her yediğim lokma ağzımda büyüyor büyüyor, allahım bunlar götüme gelcek diyorum, ama böyle kıskançlığımdan bayılcam o dereceyim..
Kızı da bi yandan süzüyorum, hakkında izlenim edinmeye çalışıyorum. "Kirpikleri ne güzel lan, kaşlarının yapısı da. Ama gözleri mavi değil hohoyyy ben öndeyim.. Kahverengi gözleri var, ıııyyy ne sıradan, hee böyle de avut kendini gerizekalı PuCCa.. elleri de güzel lan, nasıl zayıf, şu köprücük kemikleri çıkık kızlara bitiyorum. hatunun çıkık, bütün istediğim herşey kız da var. Kolları nasıl zayıf. Bi de benimkine bak 10 dakka sonra ringde güreşecek gibiyim. Acaba bu yediklerini nereye aktarıyo. ayı karı, bi buçuk porsiyon aldı. Hızlı da yiyo haa. Bi de bana bak nefes alsam 2 kilo alıyorum.
Bence yatakta kötüdür bu. Ben iyi miyim acaba yatakta lan. Bu da bir kıstas diil ki anacım, yazamam cv ye 'oralda üzerime kimseyi tanımam' İki kişinin arasında olan şeylerde başarılı olmak çok matah bişi değil sanırım. Tamam performansım iyi olabilir ama yatakta eminim o daha güzel gözükür. Bel çukurum var ama sadece bir bel çukurumla onun sıkı, kalkık, minnacık poposu boy ölçüşemez. Allah belasını versin pislik karı! orospuuu kesin orospuu bu kız. Baksana herkese veriyodur bence. Güzel kızlar bence hep orospu olur. Hıı belli ne mal olduğu."
- PuCCa ben bugün bizim akrabalarda kalcam. 3 güne başlıyorum işe. xxx amca ev falan demişti ama buraları hiç bilmiyorum ben, sana da yük olmak istemem ama ne düşünüyorsun..
- Ya sen bi işe başla bence biz bakarız ya şeyetme yani.
"Anam eve çıkmak mı??? Hii babam demişti zaten. Ben bunla eve meve çıkmam lan. hergün bu işkence çekilir mi.. Hayır sevgilim gelcek falan. Ayyy daraldım düşünmek bile istemiyorum. Bi gün ben evde olmucam, hop bu havluyla kapıyı açcak sonra, 'ne güzel dötün varmış senin, fındık gibi, ne güzel göbeğin var senin dümdüz, ne güzel bacakların var senin, eyfel kulesi gibin' diyerek altalta üstüste.. Sonrasında ise 'iyi ki yiyişmişim senle.. aylardır pelte gibi eziliyordum.. yatakta dört çevireceğim bi hatunsun, benle evlenir misin? Zaten PuCCa'ya gelinlik yakışmaz. Straplez istiyomuş ama koltuk altı loppucuk etleri fışkırıyor, sana daha çok yakışır.'
Yooo dostum yooo, senle aynı evde dolanmak istemiyorum. Hayır komplekslerim, kıskançlıklarım, ezikliklerimle ben kendimi o eve gömerim. Böyle uzağımda ol daha iyi allahım kalbim sıkışıyo, su istemeliyim suu evet suu. Daha da yemim şu böreği."
....
Kendime de bi yandan kızıyorum, ayy diyorum ne saçma yani. Kız sanki kendi istedi güzel olmayı. Hem sende maalesef lanet olsun ki "şirinsin" napacaksın. Allah seni böyle yaratmışsa kızın günahı ne. Siktiret ya senin de alımın, çalımın bi noktada çekiciliğin var yani. Ama yok içimde duran o ezik karı oraya çıkıp "o senden bir adım önde koca götlüüüü ahahah" diye bana gülüyor. Kızı bıraktım neyse gideceği yere.
Sonra dönüşte düşündüm, çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır mantığıyla saçlarımın pamuk ipliğine benzeyen uclarını kestirip şöle bir model verdirim de kendime geleyim diye, gerizekalı kuaföre gittim..
Sonra kıyamadım, herife de güvenemedim, bi cm kes derim, çıkarım ordan tarık akan modeliyle.. Bari maşa yaptırayım dedim, tabi bu kararı vermeme sebep olan kızın uzun dalgalı saçları..
Keşke hiç yaptırmasaydım, yarın gerdek gecem var gibi duruyorum. Üç kat kafam oldu, kekomançi kızlarına benzedim.. ben yürüdükçe lülülerim kıpırdıyor. Sivri burunlu çizme ve içine sokacağım kotum da olsa tam kıvamımı bulcam yani. Şuanda aynen "keko kızları koruma ve yaşatma derneği başkanı" havasında dolanıp duruyorum.

19 12 2009

En güzel hediye henüz verilmemiş olandır (3 gün 3 gece murat bozla tatil gibi)

Yeni yıl geliyor ya, hemen hop hediye almalar, vermeler bi ton cepten para çıkması falan filan. Dünyanın en gereksiz şeyi yani.. Birine hediye almak kadar kötü bişey yok sanırım. Bir sorumluluk yüklüyor adama ister istemez.. Ama neyse Allahtan kukum var, kukumun bana vermiş olduğu bir avantaj var.. "atkı örebiliyorum" Hem ucuz, hem lak lak bitiyor. Sonra işte vay elleriyle ördü, ay canımın paresi, göz nuru bla bla diye adamın dibi düşüyo, o iğrenç şeye.
Her sevgilime atkı ördüm ya, allah benim belamı vermesin yani. Hepsi de aynı model, aynı boy. Aslında bi ara aklıma geldi eve stok yapayım. böyle özel günler ve haftalarda çıkartıp "senin için ördüm aşkım" diyebileyim..
Yalnız işte mesela herif bana öyle eliyle yaptığı bişeyi getirse formalite icabı gülüp "ay canımsınnn bebeyim çok harika bu" derim ama içimden "pinti pezevenk" diye geçiririm yani allah biliyo.. Bi kere elle yapılan, manevi değeri yüksek bir hediye diye bişeyin varlığı saçma. Manevi değer ne lan! Ananeden kalan yüzük bile elmassa falan bir manevi değeri olmalı.. keza senin iki kağıdı buruşturup, üstüne pastel boyayla çizik attığın şeyle anca dötümü silerim..
Bi defa lisedeki manitam işte alt komşumuz olan bebe, böyle aylarca sana bi hediyem var, görünce küçük dilini yutcan falan diyodu. Üstünde çalışıyorum falan diyip de duruyodu. Anam ben de sanıyodum ki böle lisedeyiz ya, para falan biriktiriyo bana büsbüyük bişi alcak. Sonra bi gün geldi puşt, al sana hediyem diye akustik gitarıyla şarkı sölemeye başladı.. Ama beni bi gör suratım düştü, bi afalladım.
Şarkı ne lan, napim şarkıyı götüme mi sokim, yiyim mi, içim mi, duvara mı ascam.. Bi sinirlendim ama çaktırmadım. Bebe böle yaşar kurt havasıyla şarkıyı sölemeye başladı.. Sözleri de mıh gibi aklımda hala.. "Okyanus gözlüm" gözlerinin içinde bir beni bulamam\nereye koydun beni kimselere soramam\Okyanus gözlerinde boğuldum ben\Sen bana bakmazken ben ben ben.. diye böle devam ediyor..
Bi de deli gibi bağırıyo nasıl ama.. İnşallah kaset falan yapar çok tutar da bari para kazanırız bu şarkıyla, hani olur seven çıkar bir ev araba neyim alır bana diye düşündüm..
Ama sonra bebenin de karaktersizlik konusunda benden eksik olmadığını fakettim.. alt komşum olduğu için aynı şarkıyı, "ela gözlüm, bal gözlüm, kara gözlüm, kahve gözlüm, zümrüt gözlüm" diye değiştirerek okuduğunu duymuştum. Benden sonraki manitalarını tahmin etmem zor olmadı o yüzden..
Ya yeri gelmişken şunu da söyleyeyim, hacı bu "hatun kısmı oyuncak ayı sever" muhabbetini kim çıkardıysa yalanın daniskasını atmış yemin ederim. Yok öle bişi ya, oyuncak pofuduk ayı, kuş, aslan, köpecik ayyy daha derken kalbim daralıyor. O kadar çok ondan, bundan gelen oyuncağım varki, hediye ediyolar "oy böbüşümmm çok tatlısın" diyorum eve atıyorum, gelen misafirin bebesini oyalasın diye dolabın üstünde bekliyo bi ton oyuncak. Hele bi de onların "ı love you" yazanları var ki tam cinayetlik.. Eğer manitanıza ayı alacaksanız, ayrılın gidin daha iyi vallaa..
...
Bunu şey için yazdım ya aslında niye uzattıysam böle, yılbaşı için teoride benim, pratikte hediye denizinin bi hediyesi var..
Şimdi ben blogda, bir postun yorumuna Shivaree nın şarkılarından birinin bi bölümünü yazdım. Gidip onu bulup, hangi post olduğunu ve şarkı sözünü buraya yorum atan ilk kişi hediye denizi adresinden, 50 TL lik alışveriş çeki kazanacak efendim..
Sadece bir kişi olacak bu. Valla kıymetinizi iyi bilin, cebimde 50 tl para yok lan :((((
He bu arada yazan kişi adsızla değil, direk blogunun şeyi ya da en azından adıyla falan yazarsa sevinirim. Yorumları açcam çünkü şimdi.. Haksızlık olmasın diyerekten.
Öpüyorum en güzel yerinizden..
PS: hediye insan müsvettesinin oldu..

13 12 2009

Hiçbir şey sen değilmiş anladım, sen herşeymişsin kavradım

Şu teknolojiye binlerce kez teşekkür ettiğim tek icat var, o da saç düzleştirme aletim.. Ama şerefsiz alet bozuldu, elim ayağım koptu sanki. Böyle çocuğumu düşürmüşüm gibi kahroldum.. 3 senedir, canımdı o benim.. Her derdimi sıkıntımı çekti. Kah oldu ayrılık acısı çekerken ağlaya ağlaya onla saçlarımı yaptım... kah geldi, sevişmeye giderken onu kullandım.. Bir sevgili gibi, ana gibi, arkadaş gibi saçlarımı okşardı sıcak sıcak.. Evet saçlarımın uclarını sikip atıyordu ama her güzelin bir kusuru vardı. O lacivert duruşuyla tam bir asildi, ne günler geçirdik biz onunla. Her yere, her şehre arkamdan geldi. Hiç yorulmadı, sevgilimin kafasına attım bana mısın demedi, dimdik ayakta kaldı.. Ama ben ne yaptım ona, klozetin içine düşürdüm. Bunu nasıl başardığımı inan ben de bilmiyorum öle tepe taklak duruyordu orda.
Yenisini almaya param olmadığı için, bu yoluk saçlarla hayatımı geçirmeye devam etmeye karar verdim. Ama anacım öyle ki saçlarımın ucları boyanmaktan ve o -ölünün arkasından da hemen konuşmak olmaz ama- orospu çocuu düzleştirici yüzünden plastik gibi olmuş. Bir, iki, üç kere çıktık dışarı, kaynanası tarafından işkence gören gelin misali de. Ben de bir genç kızım güzelleşmek benim de hakkım diyerek, yeniden kuaförde fön günlerine başladım..
Nefret ediyorum kuaföre gitmekten. Çok çok uzun zamandır fön için sıra beklemek nedir unutmuşum. Koltukta bekliyorum, iki tane gün karısı saçlarını yaptırıyo, benle bekleyen 2 tane kız var. Üçümüzün ortak noktası elimizde, anahtarlıklarımız, telefonlarımız, ve 10 tl para olması.. ve her kuaförün vazgeçilmezi, büyük ihtimal üstteki apartmandan olan, hergün oraya gelip, manitasını anlatan.. çok bilmiş ergenliği yeni bitmiş embesil bir kız. Sürekli dolanıyor, aynalardan götüne başına bakıyor.. Böle her boka atlıyor, bağrarak konuşuyor, "kamil abeeee saçımı sarı yapcaz demeeee" diye. O her konuştuğunda ayağa kalkıp, o sprey şişesini ağzına sokmak istiyorum.
Ay dedim dur saç modellerine bakim, saç modelleri de yalnız 89 yılından kalma çoğu. Herif açmış kuaförü bi daha dergi namına bişi almamış. Böyle bir afakanlar basıyo beni, artık yeter diye çıkcam tam, karının birinin saçı bitti. Böyle saçının içine, iki gardolap sokacak kadar kaparttı ablanın kafayı, götümden çirkin etti.. Ama kalkacak ya o, kızın biriyle aynı anda girmiştik kuaföre, ikimizde de bi hareket oldu, bi kıç kımıldaması, yan gözle birbirimize bakıyoruz, depar atmak için hazır bekliyoruz.. Baktım olamayacak ben hemen ayağa kalktım. daha karı kalkmadan sandalyeden, sanki böle acil bi işim var gibi de koşturmaya başladım oraya.. Hemen sandalyenin ucundan tutup aynadan kıza "hahay pis sürtük ben kazandım" adlı zafer bakışımı attım. Kız da bana "İnşallah saçların kopar lanet olası orospu" bakışını attı.
...
Tam oturdum adam saçlarımı tuttu, "hikmet şunu yıka bi" dedi. Abi burda bir deli oldum, birincisi banyo yapıp gelmişim saçlarım pis değil, ikincisi "şunu yıka" ne? Mırıl mırıl küfrederek hikmetin ellerine bıraktım kendimi. Allam o saç yıkama şeysi kadar rahatsız bişey yok sanırım, aşağı, yukarı, hooo sağa, sola derken boynum sikiliyo. Taki saç derimin içinde hikmetin parmaklarını hissedene kadar. Allam o nasıl güzel masaj. Öyle şefkatli ki, çocukluğum, ilk aşkım, son sevdiğim, iğde kokuları, kirazlar, soba üzerinde kestane aklıma sevdiğim herşey geliyordu. "hikmet hikmet hikmet" diye mutluluktan orgazm olacak seviyeye geldim desem yeri. Gözlerim doldu lan, ana eli kadar şefkat, hikmetin ellerinde. 20 yaşlarında bir homonun, kafama yaptığı masajla hayatın anlamını buldum desem yeri. Günlerce, aylarca, yıllarca orda öyle kalabilirdim.. Sonra bitti saçlarımı kurularken bana gülümsedi, onu biciklerime bastırıp "seni seviyorum hikmet beni bırakma kulun köpeen olayım" demek geldi, ama saçmalama dedim, gittim oturdum diğer dallamanın önüne..
...
Herif bi benden tiksindi mi naptı anlamadım, saçımı iki dakkada harcadı. "ayy naapmışsın sen buna, ayy ne berbat saçın var, ayy bitmiş ölmüş, sen bunla nasıl yaşıyorsun, midem altüst oldu benim burda" gözlerim dolmuş, alt dudağım titreyerek ezik ezik aynadan bakıyorum adama, kendimi iğrenç hissettim.. "peki napimm hacııı" dedim yutkunarak.
- bak şimdi loreal bimbambom var şampuan bu ama başka.. saçların 4 günde hop harika.. ama yalnız kullanmıcan, bak bu ürün yeni geldi sadece sana özel fahsues, clodya şifirtının kullandıı bişi bu. hoop sürüyosun saçların pırıl pırıl. Ama yalnız kullanmıcan bunu da, banyodan sonra fısfıs yapacağım hjyhkg var hücre yeniliyor
bunun gibi bir ton şeyi sıralamaya başladı bana, ama öyle bir ezilmiş, büzülmüşüm ki o kuaför koltuğunda, aynen vivaldiyle sahneye çıkan, ismail yk gibi hissediyorum kendimi. "ver amına koduumun oğlu ver onlardan" dedim.. Sonra bi durdum fiyatını sordum, anam anam sanki içine fil taşşaanın suyunu sıkmışlar nedir yani, lan içinde en fazla ne olabilir bu kadar tomarca para edecek. Hoop benim eziklik daha bir perçinlendi, o koltuğun içinde gömülüp ölmek istedim. "Alamam ben onu" diye yutkundum, sonra kuaförün bakışı değişti, "hem fakir, hem saçları yıpranmış, hem de kuaföre gelmiş, kalk git öl" der gibi bişiler zırvalamaya başladı..
O yaşlı gözlerim ve ezikliğimle aynadan Hikmet'i aramaya başladım. Evet idne ama aramızda bir bağ oluştu onunla, beni bu orospu çocuğu herifin elinden kurtarıp, saçlarımı daha güzel yapabilir. Ama maalesef Hikmette ne kadar homo olsa da diğer erkekler gibiydi gelmedi puşt.. Saçımı çeke çeke herif sıçtı kafa derimin içine.. Arada bir de o malafatı orama burama değdirmese. Tamam işi gereği ama döndüğüm an en kral pornoyu çekecek seviyediz, gözüme sokacak hayvan nerdeyse..
Fön makinesi çalışıyo, adam mırmır bişiler söylüyor ama tek kelimesini de anlamıyorum. Lan merak da ediyorum, neticede benim kafayla ilgili bişi söylüyor, her seferinde "hıı nee anlamadımm" demekten gına geldi, ama herif hala ağzının içinde konuşuyor.
Zaten bi bu kuaförlerin, bi de otobüste hosteslerin ne dediklerini anlamam. Böyle gelip kedi gibi bişiler söylemeye çalışırlar, ben her seferinde heriflere 4 kez tekrarlattırırım. Gerçi hadi kuaför neyse de, ulan hostes ne konuşmaya gelcek senle.. "Ne yicen gancık" diyip gidecek, her seferinde belki bu kez mutluluğun formülünü söyler umuduyla "haa neee" diye hostesleri de deli ediyorum..
Bunda da öle bişiler diyo ama nasıl bıdırbıdır konuşuyo adam, bi yandan kafa derimi yakıyo, o saçımı nasıl çekiyo. Sanki insan diilim ben barby bebek saçı yapıyo gibi.
Sonra böle kabarttı benim kafayı, ben yatırdım elimle o kabarttı. Sonra da verdim 7 tl çıktım gittim.
Ben saç düzleştiricimi çok özledim :((((((((

06 12 2009

Yanlis zaman yanlış insan.. tutunmak imkansız bıktım yamalı sevdalardan :(((((

Allahım benden nefret mi ediyorsun, çok mu seviyorsun bilmiyorum ama böyle bir kıl olma durumun var sanki. Ne zaman su gibi, ilik gibi, taş, böle göğüs kaslarında krem şanti yalayacağın, sırtında koala gibi yaşayacağın, bebek gibi yüzü olan tiplerle karşılaşsam. Altımda çamaşır suyu izli eşofmanım, saçım yağlı, sıfatım 10 dk önce bülent ersoyun tecavüzüne uğramış gibi oluyor.
Hayatım çok sıradan, monoton ve bokum gibi gidiyor. Yemin ederim splinter usta gibi oldum, gün ışığı görmüyorum arada sırada. Şöyle kendim gibi mutasyona uğramış, zavallı 4 kaybeden bulsam, ninja kaplumbağalarım diye eğitip dünyanın amına komayı düşünüyorum.. Kaç gündür ben bu modda evin içinde dolanıyorum.. Şimdi aha daha az önce, bakkaldan ekmek almaya gitcem. Altımda o lanet eşofman var. Çıkartim bi dedim. Sonra ayy PuCCa siktiret gideceğin iki adım yer, bakkal seni beğense ne olur beğenmese ne, artık aş bunları kızım falan diyen iç sesime kulak verip indim aşşağıya. Gittim bakkala aldım ekmeğimi, çıktım dönüş yoluna.. Üstüme de mont almadım, swetimle çıkmıştım. Tabi doğal olaraktan sokak köpeği gibi üşüdüm.. Hop çocukluktan gelen alışkanlık, koydum o ekmeği koltuk altıma, koşturmaya başladım apartmana. Girişe girince bir höhlemeye başladım. Ama anlatamam o sesi, ayı doğum yapıyor sanki höörrkkk ööhhkkk ahhhakkk diye böle garip bir şey.. Ben öyle ilginç seslerle soluklanırken, asansör kapısının orda bir şey gördüm. Lakin insan olamayacak kadar güzel bir çift göz, bana şaşkınlık ve korkuyla karışık bakıyordu.
Her yer bir toz pembe oldu, sadece o çocuk ve ben vardık.. O bir yunan tanrısı olmalıydı, çıplak vucuduna geçirdiği slipiyle karşımda duruyordu. Yok yok bu fazla seksi oldu, porno film gibi.. o bir kahraman olmalıydı, beni bütün kötülüklerden koruması için devletin yolladığı, sonra işte birbirimize aşık olup, yiyişip mutlu olacağımız biri olması gerekti. Asansöre doğru giderken, o 4 basamaklı merdiveni uçarcasına gitmiştim, açıp kollarını beni saracak gibi karşımdaydı.. Asansörün kapısını açtı beni kucaklayıp asansöre koymuştu.. Sonra asansör aynasında kendimi görünce, o toz pembe bulutlar gitti ve gerçekle yüzyüze kaldım.
Bıyıklarım terlemiş, moda diye kalın kaş bırakcam dedim ama koltuk altı kılı gibi duran kaşlarım olmuş, saçlarımı sıksam 3 kilo patates kızartırız, gözeneklerim idne götü gibi açılmış, eşofmanım lekeli, ve en önemlisi çorap üzerine giydiğim muya terliklerim.. Çoraplarım da ördekli üstelik..
Sonra çocuğa baktım, asansörün en dibine geçmiş suratıma bile bakmıyor. hatta sanırım biraz korkmuş çünkü hala soluklanıyordum..
..
Gerçeği görünce böle bir tiksindim kendimden allahım inmem lazım, ya çocuğa desem aslında ben böle biri değilim yanlış zaman, şu zaman.. kozmik dengeyi sikim. 20 dakka beklersen hemen kendime çeki düzen verebilirim. Bıyıklarım terlemiş ama bant ağdam var cak cak alırım 3 dk almaz valla bak. Perçemlerimi öne attığımda kaşlarımı da görmezsin, üstümdekiler içinse hemen soyunabilirim bi önemi kalmaz o zaman dimi..
Ama olmaz şimdi sapık olduğumu düşünür.. Umarım bi daha ki karşılaşmamız da bu kişinin ben olduğunu hatırlamaz demekten başka çarem olmadığı için, kendi katıma gelince indim.. Arkama bile bakmadan koltuk altımdaki ekmekle, hülya koçyiğit koşması yaparak eve geldim.. Yumurta kırıp yiyordum, bi yandan da karşılaşmamızın hayallerini kuruyordum..
Bi gün işte ben böle şıkır şıkır giyinmişim. Şıkır şıkır da bişeyim yok ki anacım, kına gecesi kıyafetlerim dışında allı pullu bi bokum da yok.. Off neyse siktiret şıkır şıkırı mini etek giymişim, mini etek mi benim bacaklarım çarpık gerizekalı PuCCa, hayallerin bile imkansız yani..
Hımm o zaman topuklu ve mini etek giymişim, bu olabilir çünkü topuk kapatıyor o futbolcu bacaklarımı..
Böyle o gene asansörün önünde bekliyor, ben giriyorum içeri ateşli bir biçimde.. saçlarımı attıra attıra.. Asansörün kapısını açıyor gülümseyip giriyorum.
- sizin kadar güzel, seksi, zeki, harika, mükemmel, fevkalade, sanatçı ruhlu, kırılgan, naif, ilik gibi, lokum gibi bir kızı bu apartman da görmek ilginççç
- ha ha beni şımartıyorsunuz, o sizin seksi, yakışıklı, süt gibiliğiniz bence
- Hep sizin gibi biriyle asansörde karşılaşmak istemişimdir. Şimdi burdasınız karşımda heycandan küçük dilimi yutabilirim
böle gereksiz yağlama ballama olan cümleler ediyoruz birbirimize.. yalnız hayalimden tiksindim ama olsun.. Sonra tam çıkacakken ben, hop tutuyor kolumdan..
- Gitme
- Gitmem lazım yakışıklı
diyorum sonra hop beni içeri çekiyor.. Aynaya doğru yaslayıp, eliyle yüzümü kavrıyor dudaklarını dudaklarıma doğru uzatıyor sonrası şifreli yayına geçiyoruz..
İşimiz bitince ise iki tane patlatıyorum suratına, ağlamaya başlıyorum asansörün ortasında. "aslında ben böle bir kız diildim, ilk kez oldu bu yani ben böle yapmam aslında" diyerek, ilişkimizin diğer aşamalarını garantiliyorum..
sonra ikimiz evlenip mutlu oluyoruz. babalarına benzeyen çocuklar doğuruyorum ben.. Torunlarımıza tanışma hikayemizi anlatıp seneler boyunca pamuk gibi yaşayıp, ölüyoruz..

29 11 2009

Bu sabah yine her sabahki gibi sıkıldım İstanbul'da

Filmlerde olsun, romantik muhabbetlerde falan olsun en kıskandığım şey, sabah beraber uyanıp mutlu mesut yaşayan sevgililer. Böyle bir mıçmıçlık, bir oynaş, bir fingirdeşme. Kız kalkıyor yataktan saçlar harika, yüz bebek gibi. Öpüşüyolar koklaşıyolar böle gıdıklıyolar birbirilerini falan. Hayal gibi bir sabah yani. Oysa benim öyle mi. İş görüşmem olacağı sabahlarda özellikle, ben bir uyanıyorum, salyam kenardan akmış. ağız kokusu dersen anam anam anam gece 3 ceset yemişim gibi.. suratım zaten bülent ersoy modeli şişmiş, üç kat yanak olmuşum. Erik dürtüyor beni uyan diye. "ne uyancam beeeeaaaa kak git başımdan" diye bönürüyorum resmen.. Bi de zaten öle benim uyanınca hemen dinç bir şekilde kalkıp "hahay ne güzel bir gün kuşlar cicişler böcüşler" modum olmuyor. Bir mal oluyorum ki sorma. o telefon alarmı sürekli olarak 10 dk. ileri atılıyor. Ama o 10 dklık uyku nasıl bir tatlı, nasıl tatlı anlatamam. Deselerki orda, şu an canını alcaz, öle mutlu ölürüm. Bi o uyku zaten, bir de dolmuşta uyumak. Napıyorlar o dolmuşlara uyku spreyi mi sıkıyolarsa artık binip cam kenarına oturunca direk şak uyuyorum. Arada kafamı cama da koyuyorum daradarada diye vuravura yatıyorum. Öyle miss, öyle sakin, öyle sıcak ana kucağı gibi yeminle..
İşte sabahki o 10 dakikalık da aynen öle. Sonra kalkıyorum bi 15 dakika bir gerinmem, bütün vucudumu kaşımam, gözümdeki çapakları silmem, ben nerdeyim ulan bura nere olayım oluyor. Biraz kendime geliyorum, bir küfrediyorum "amına kocam yaa böle hayatın her sabah kalkılır mı off offf, sen de kalk erik ya sinir etme beni saat kaç halla halla uyan be ya uyan" diye. Sonra kalkıp dolabı açıyorum, yemin ederim 1 saat o dolabın karşısında kitlendiğimi bilirim. Öle malak gibi kıyafet arıyorum.. O sırada beni zaraya sok yine bulamam kendime kıyafet. Hiçbir şey gözüme güzel gözükmüyor. Bir sinir harbi yaşıyorum ne giycem ne giycem diyerekten.. Bir ton şey götüme başıma geçirip, en sonunda ilk başta giydiğim ama hiç yakıştırmadığım şeyde karar veriyorum. Sonra bizim bir de kahvaltı olayımız var. Şimdi sabahları göbeğim düz oluyor o ambiansın bozulmasını hiç istemiyorum. Bi de bu diyetisyenlerin, yok sabah mutlaka yicen şeyine şahsen ben inanmıyorum. Çünkü ne zaman sabah yesem, o gün içerisinde hayvandan beter yiyorum. Öküzü otlağa bırakmış gibi ne bulsam lop lop götürüyorum. Ama kahvaltı yapmazsam, gayet iştahım kapalı olarak bir gün geçiririyorum.
O yüzden biz böyle sürekli bir tartışma yaşıyoruz sabahları, "o ekmek bitecek, onu ye, o elmayı atma çöpe" gibi. Sonra akşam olunca da "oyyş oyy sevgilimin koca dötü oyy oyy" oluyor. Şu zaten erkeklerin çikoluk durumunu sevimli bir şeymiş gibi göstermesi kadar gerizekalıca bişi yok. bi de böle "oyyşş oyyşş koca götlüm, aman aman kollara bak pehlivan gibi" Ne zaman beni böyle sevmeye kalksa onu aduket etkisiyle duvara yapıştırıp, ağzını burnunu kırmak istiyorum. Gözüm dönüyor bildiğin içindeki alevler gözüküyor. ama Erik hala anlamıyor o iğrenç sesini tiz yapıp "oyyşş oyyşş" yapıyor. Her oyyş da dişlerim kamaşıyor gırçç gırçç diye..
...
Hah işte şimdi geçen gün, biz yattık, ben yine uyuyamadım yanında gittim salona pc başında durdum. Lan bir baktım sabah olmuş. Erik de deli gibi kızıyor öle sabahlara kadar oturmama. Ben de hiç yeni uyanmış gibi yapıp yatağa geçtim. Böle bu beni uyandırmaya çalıştı işte, lak diye uyanıp hemen kalktım kahvaltıyı falan hazırladım.
Sonra bu geldi masaya ama bi garip suratı. Ben sandım sabaha kadar net başında olduğumu anladı ondan öyle. Hiç konuşmuyoruz ikimizde masada.
- Bugün garipsin PuCCa hayırdır bişey mi oldu?
- Hayır olmadı bişi
- Laptopu açık bırakmışsın içerde onla mı uğraşıyordun?
Direk böyle durumlarda yaptığım şey karşı atağa geçmek olduğu için hemen atladım.. Kaşlarımın birini havaya kaldırdım, domatesi tabağıma koydum çatalı ona doğru sallayıp, gözlerimi aşşağıya devirdim.
- Asıl sen garipsin acaba neden diye sormama gerek var mı sence hah?
- Yaa valla billa o kız mail attı cevap vermedim, yemin ederim bak gönderilen kutusuna gerçekten cevap yazmadım. Bi anda atmış işte içinden gelmiş.
- Mail?
- xxx yazdıklarında, doğum gününde aramadım diye az bozulmuş mail atmış. Biliyordum kızacağını ondan söylemedim sana. Kıza inanmazsan ara sor bla bla bla.
- Ben ondan bahsetmiyorum Erik, o benim umrumda bile değil, senin maillerini okuyacak kadar düşmedim daha! başka şeyden bahsediyorum ben
- Haa ya o gün eve gelecektim ama arkadaşlar dedi içelim diye ne bileyim sen kızarsın diye demek istemedim. Sonra kavga çıkıyor aramızda, yarım saat durdum zaten onlarla. Yemin ederim kız yoktu hiç.
Allahım dedim ben bu çocuğu nasıl korkutmuşum böle, o suratı mimikleri yeminler etmesi. Her bokun ardına sen kızarsın demesi. Ayy kendimden şey oldum. Gerçi hoş durup dururken bütün yaptığı şeyleri anlatması da komikti ama. Buna eski (orospu) manitası mail atmış, ben buna demiştim ki, "böle durumlarda haberim olacak, ben duyarım, bi şekilde kulağıma gelirse senin geleceğini elinden alırım bir çırpıda kırt diye, sinirlendim mi gözüm görmez söylim" Anam gerçekten korkmuş demek ki, o gözlerinin içinin titremesini gördüm.
Bi de bu yeni işe başladı şimdi, sevmiyorum ben öle erkek arkadaşı olsun falan. memesi götü olan benim, bayılıyor bu gidip o kıllı dallama insanlarla ayısal muhabbetler etmeye. Ben de her seferinde kıyameti kopartıyorum. Yazık dedim ,bu kadar üstünde korku dolu etki bırakmışım.
Az biraz serbest bırakmaya karar verdim. bunun sonu çünkü sıkılıp, boğlup kaçacak gibime geldi. Anam anam dağlara taşlara..
PS: yada başka bir ihtimal benden gizli yine bir boklar yiyo en ufaklarını söyledi sadece. Neyseee öyle bir şey varsa elbet duyarım.. O zaman sanma ki diğer normal insanlar gibi çeker kapıyı çıkarım. Çıkarken senin en değer verdiğin şeyi boynuma kolye yaparım.. bilmem anlatabildim mi!!!!!!!!!!!!!! (kalp falan :Pp)

21 11 2009

Soktuğunuz lafları geri alın piliss.

İnternette PuCCa'ya laf sokma olayları hep aynı mantıkla işliyor... (kendinden başkasıymış gibi bahsetmek acayip karizma duruyor ondan yaptım böyle)
1) Mesela biriyle tartışıyoruz, alakasız bir konu tamam mı.. Adamı göt ettiğim an, direk gelen cevap "Zaten sen şişman ve çirkin olduğun için" Sıkıştığı an hemen şişman ve çirkinsin ondan bla bla bla.. Burda aynı şekilde bi yazı yazıyorum, gelen yorum, "şişman ve çirkinsin sen ne hakla bla bla bla" şişman ve çirkinim diye yazı yazma hakkım yok sanki. Öyle bir mantık var kafada çirkin ve şişman insanlar, bu hayatta bir sikim yapmamalıdırlar. Ulan zaten sokakta yeterince aşşalanıyoruz, çirkiniz diye bi de gelip, bloglarda mı "yazmayın sizi pis ucubeler" diye üstüme geleceksiniz. Sanki adriana lima olsam; açcam bacaklarımı, alcam erkekliğini içime. Sen kimsin lan, kıl kurdu. Diyenleri de zannedersin bir kıvanç tatlıtuğ. Mahmut tuncerin yanlarında erkek güzeli kaldığı tipler, internette kendini göt eden kadının, taş gibi bişi olmasını istiyor. Oldu canım, taşşaklarına da masaj da ister misin?

2) Adamın biri gelip bana laf sokuyo tamam mı sonuna ehehe falan koyarak. Sanıyor ki ben böle bişi demicem, hayatının lafını sokmuş ben deli gibi göt olup ekran başında ağlıcam falan. Lap cevabını veriyorum, anında dediği şey "seks hayatını yazan birisin sen aşşalık" Seks hayatım? Şu cümleyi okuyan zannederki, blogun varı yoğu benim halvet hallerim.. Ohhh biri geliyo, biri gidiyor. Her pozisyon ayrıntılı anlatılıyor falan filan. "Ayy bugün erik belimi burktu alev alev yanan çekirdeğime, kaşığını batırıp reçelimi aldı" Ben şaşırıyorum lan. olmayan seks yaşamımı, sen nerden biliyorsun diye? en sevdiğim pozisyon desem hiç biriniz bilemezsiniz, yazdığım "yattık" lafınının ötesine gidemedi daha. Ama adam nasıl bir heycanla okuyorsa artık. ya da herif eli dışında hiç birşeyi becerememiş, bu hayatı "vayy abicim ne hayatlar var sevişiyorlar çılgın gibi insanlar" olarak görüyor.

3) Yine böyle bir tartışmada, yada bir yorumda karşıma çıkan ilk durum "Götün yiyosa fotonu göstersene, ismini yazsana" sebep? fotomu görsen ne olacak, beni tanısan, adımı bilsen ne geçecek eline. Muhattap mı olacağımı sanıyorsun senle. Bu nasıl bir kendine güvendir böyle? İnternette böyle şeyleri yapmak eskiden cesaret isterdi. Anacım heryana fotonuzu koymayın falan diye uyarırlardı bizi. Şimdi foton yok diye "yarak kürek adam" muamelesi görüyorsun.

4) Bunu söyleyen erkekler sizlere hayranım. "sen benimkinin tadına baksan" Ömrü hayatını porno filmlere vermiş, kendini ordaki muslukçu sanan tipler, böyle ortamlarda hemen hop atlıyorlar. Sanırsın ki çüklerinden zemzem suyu akıyor. Herkese tattırmak için geberiyolar, biri bişi dese de, penisimi ortaya atsam diye pusuda bekliyorlar. Bunların ortak noktaları bisex olmaları. Tartışmayı erkek de yapsa, kadın da yapsa, hep aynı "seni sikerim"le bir giriyo olaya, kulak deliğine kadar her yanına lafı sayıyor. Gel lan sik desen, tirtir titreyecek, eli ayağına girecek, daha gel demenle ortada altına sıçacak. Ama iş lafa gelince obamayı bile sikiyor puşt!

5) Bunu blogun okuyanları ve izleyenleri için olan tartışmalarda yapıyorlar genelde. Ve buna ben gerçekten sinir oluyorum. Hemen ya hemen ilk denilen şey "abazanların okuduğu bir blog", "bende sevişmelerimi yazsam, beni de okurlar" Şuna artık bir açıklık gelsin, azmak için ekrana fışkırtmaya gelip, ana britanicadan uzun yazılarımı okuyorsanız höh derim. Bir de zaten geneli kadın okuyucuların, yorum yazanlar keza. Bana mail atanlar da öyle. Üstelik işin garibi, ben bu kadar okunmazken daha sert ve net yazıyordum. O zaman gırla mail geliyordu. Şimdi yemin ederim, çok okunuyor diye yazamıyorum bile bazı şeyleri.. gayet sıradan olayları yazıyorum. en kötüsü ve garibi de, şu abazanlar okuyo senin blogu türk erkeği işte bıdıbıdısını çeken erkeklerin, abazanın en kralları oluşu.
Herif gördüğü her vajinaya yavşıyor, meme göt ismini duyunca boşalıyor, adamın bir hayatı yok, blogdan, ff den falan karılarla buluşmak için 40 takla atıyor. onu ilk göt ettiğim yerde ise bana gelip, "seni abazanlar okuyor pis karı" muamelesini çekiyor.
Zaten şöyle bir şey var, kadının sürekli kendi namusunu öveni, en hakiki orospudur.
erkeğin sürekli başkalarının abazanlığından şikayet edeni, en hakiki kadınsız zavallı eziğin tekidir.

6) hah işte bu en güldüğüm "o seni kullanıyoo" kişileri. Mesela burda, yazıda manitadan bahsiyorum. herkes dört dörtlük değil, her ilişki romeo juliet değil neticede. Direk gelen yorum, "sikmek için senle" Bi kere abi öyle bir mantık yok! Sevişmek iki taraflı olur, adam beni kullanıyorsa, elimi ayağımı bağlayıp zorla şeyetmiyor ya beni. gayet kendi isteğimle güle oynaya yapıyoruz bu işi. Bunu kendi ilişkim için söylemiyorum, her ilişki için söylüyorum. Bir kadın bir erkeğin sevip sevmediğini, niyetinin ne olduğunu anlar. Adamlar düz yaratıklardır, tarık akan oyunları falan filmlerde. Aldattıklarını bile buluyorsun bi yerden sonra, hissediyorsun zaten. Adamın seni sevdiği için mi, siktiği için mi birlikte olduğunu anlamayan karı yoktur. En gerizekalısı bile anlar ama kabullenir. O da zaten onun kendi bileceği iştir. Etrafa sağa sola belli etmez, ama olayın nedenini bilir. Umudu vardır, belkileri vardır, çıkarı vardır.
Şimdi tutup da bu karı ayrıldıktan sonra "beni paçavra gibi attı :((((" demeye de hakkı yok. zaten ikili ilişkilerde cinselliği başka bir kavram olarak düşünmek bana baştan aşşağıya yanlış geliyor. 3. kişilerinde her kavgayı hemen buna yorması başlıca salaklık. Bu 3. kişiler erkeklerse hayatlarında hiç ilişki yaşamamış, kadınlarsa ise "herkes beni sikmek istiyoooo" paranoyasına girmiş olduklarını düşünüyorum.

7) Hah şunların yazmamın tek amacı olan maddeye geldim. Bi önceki yazıma bir tip yorum yazmış. Yorumu tekrar okuyup, şeyedip sinirlerimi attırmak istemiyorum ama, şu cümle deli etti beni. "yediğin tecavüzleri yatıp kalkmanı bu durumda erik te de ne mide varmış ne artıkçıymış şaştım kaldım yani. bazı insanlarda artıkçıdır işte yapacak bir şey yok demek ki senin muamelen iyi şimdilik göz yumuyor.benim gözümde genelev fahişesi bile senden daha namuslu onurlu ve gururlu haysiyetli ve şeref sahibi."
Kendimi es geçiyorum, başka bir pencereden bakmaya çalışıyorum. Bu nasıl bir mantık, insanım diyen biri böyle bir şeyi nasıl düşünebilir? Ben mi çok hassasım, bu konu kimseyle konuşulmadığı için insanların hepsi mi tecavüz denilen şeye "yarrak yeme" muhabbeti olarak bakıyor algılayamıyorum. İşte burda bitiyor benim empati gücüm.
Bu yorumu yapanın, kadın olduğuna adım gibi eminim, erkek değil bu. Azcık da olsa gözlem yeteneğine sahibim, tevazuya gerek yok bu noktada.. her yazıya gelen yorumdan, kelime seçişlerinden bile bazen kimin ne bok olduğunu anlayabiliyorum. Bu yorumu atan da kendine ne kadar"erkeğim" diyip bir sınıf yukarda gözüktüğünü düşünse de, bu kadının acilen 25 adet tır şöförü tarafından, deli gibi sikilmesini istedim. Bunda çok ciddiyim ama.. o bana yazdığı beni suçladığı her bokun, 20 misli başına gelmesini istedim.
İstedim istemesine ama yine de sinirim geçmedi, bunu yazan bir erkek olsa daha az sinir olurdum. Çünkü derdim ki, herif düz salak, izlemiş tecavüz pornolarını, müjde arı falan. bu pornoların sonunda, ağzı burnu spermli, "yediğim önümde, yemediğim arkamda" tarzı sırıtan karıları görünce. Kafasında adamın böyle bir imaj uyanmıştır. Bi de zaten erkek denen şeyi gerizekalı bulduğum için sinirlenirdim yine, yalnız anlamasını beklemezdim bu olayı..
Ama sen bir kadınsın, böyle bir olayı anlayabilmen lazım. Oturup bunu bu şekilde düşünmen ne kadar aşşalıkça bir durum. Demek başına böyle bir durum gelse, yada ailenden birinin başına (ki allah biliyo, ilk okuduğumda aklımdan geçen bedduayı) Bu şekilde düşüneceksin. Bu senin için kocayla yapılan sex gibi bişey yani. Allah çarşını pazar etsin diyorum o zaman ne diyim.
Bunun gibi karılar heryerde var bi de.. Vajinayı dünyanın merkezi zannediyorlar. Vajinayla herşey olabilir onlara göre. Dünyanın en aşşalık, adi genelev çalışanından da pislik insanı olman için sex yapman yeter. Haa kendi yapmıyor mudur, çeteleye vursak, şerefsizim beni geçer. Ama işte laf sokacak ya, hemen direk kafa vajinaya çalışıyor. Başka türlü olamaz, başka yerden vuramaz. Aklı başka yerinde değil çünkü. Sen tut bütün günlüğümü ezberle, ama sadece yattığım kalktığım yerleri . Sonra kalk bana burda yediğin yarrağın hesabı yok ayağı çek. Ulan bilseydim yerken seni de çağrırdım.

Neyse işte öyle bunu da yazdım rahatladım, yazmasam sinirimle kalırdım. Bu arada en sevdiğim pozisyonu da yazayım da bu bilgiden de geri kalmayın anacım, sırtım yere geliyorsa her yer paris bana :Pp

15 11 2009

Çıktığın deliğe tekrar girmek için allaha dua edeceksin!

Şimdi biz erikle 6 ayı doldurduk nerdeyse. Kısadan üstünden geçeyim, Giriş dönemimiz azcık garip geçti bizim. Çünkü ben daha sarmadan tam olarak ayrılmamıştım, öle hiç soluk almadan hop Erik başlamıştı. Giriş dönemimiz o yüzden ciddiye mi alsam, sallasam mı diye bir ikilem arasında durdu sürekli. Ardından Mıçmıç dönemine girdik. O dönemde pek bir faaliyetteydik aman ohh sabahlar olmasın.. Duvarlar inlesin, çamaşırlar parçalansın modundaydık. İlk kez cinselliği keşfetmişiz gibi hayvanlık vardı üstümüzde. Ardından "Benimki dönemi"ne geçtik. burda o tavşanlar gibi her boşlukta tombala oynamamız sona erdi. bir nefes aldık, noluyoz biz diyerekten sakinleştik. Ve şu anda "Aaa noluyo lan dönemi" ne girdik.
heh işte şeye bağlıcam konuyu, geçen yatıyoruz. Genelde ona sarılıyorum ben, o uyuduktan sonra arkamı dönüyorum.. sağolsun kafasını yastığa koyar koymaz, uyuduğu için onu uyutana kadar sarılmak zorundayım. Yoksa mıymıy ediyo gecemin ağzına sıçıyo. "sarılsana yaa sarılsana" diye darlıyo beni. ki ben biriyle bile aynı yatakta yatamam. Ondan dolayı çoğu kez eriği uyutup sinsice salona geçip bilgisayarı açmışlığım vardır. İşte geçen gün tam yatma saati geldi bu esneyip duruyor.. ben de öle memesini falan sıkıyorum öle oynaşıyorum bebeyle. "Film izliyorum bi dur bi! oynama memelerimle yaa" diye hafif tonajı yükseltti sesinde.. tavşanlık dönemimiz bitti ya, ben sanırım bu durumdan hoşlanmadım. Bir trip atasım geldi. . Aslında olay sevişmek de değil. Öyle bir arsızlık ki bu, ilgi istiyorum sürekli devamlı olarak. Ondan böyle ortada sanki çok büyük bir sorun varmış gibi astım suratımı, geçtim içeri yatağa yattım. Küstüğümü anlasın diye. Baktım anlamadı küstüğümü.. aldım yatağın çarşaflarını değiştirdim, hani ses gitsin içeri diye, bi yandan da oflayıp puffluyorum yatağı hazırlarken. Çarşafı seriyorum ama nasıl afra tafra bende ki, yatağın kenarlarına tıkıştırıyorum o şeyi, ama böyle sanki birinin derisini yüzüyomuş gibi, arada da dönüp bakıyorum eriğe, o salak hala tv izliyor.
Sonra ona bişey demeden gittim yattım hiç ben uyuyorum da demedim. Yatakta bi o yana bi bu yana çevriliyorum ama sinirden köpürüyorum da. "inşallah o televizyon patlar, inşallah koltuk kırılır, inşallah ben burda ölürüm gelir, ölümü görür, ay der neden memelerimle oynatmadım, inşallah hırsızlar girer beni kaçırır o da vicdan azabından geberir, ama hırsızlar yakışıklı olsun, belki sonra biriyle evlenirim, ayy aslında ne güzel olur, böyle geliyor hırsızlar beni kaçırıyolar falan, mavi boncuk filmi gibi. Ben de emel sayınım işte. gerçi buna benzer pornomsu bir film de vardı ama amaan zaten konu bu değil!! Neyse ne diyodum umarım kanser olurum o da der üzülür ayy der naaptım ben der"
gibi düşüncelerle sağa sola kıvrım kıvrım kıvrandım. Sonra bu geldi yattı, Böle ama ben nasılım ingiltere kraliçesi gibi yatıyorum yatakta buz gibi, dönüp bakmıyorum bile herife..
- Şittt PuCCa uyudun mu? PuCCaa baksana bi, dönsene bana, uyudun mu..
Öyle bir dürtüyor ki omzumu deşecek sanki, ulan uyumuşum işte ne dürtüyosun malak insan ben hala uyuma taklidi yapıyorum. Bu da inandı sanırım uyuduğuma beni uyandırmak için yatağı matağı sallıyor. "bana dön, bi sarıl bana, yaa neden uyudun benden önce.. PuCCaaaa uyansana"
Gerçek bir hayvanla beraber olduğumu o noktada anladım. Cidden uyusam demek öyle uyandırcak. baktım kaçış yok böyle sanki uyanmış gibi yaptım "ayy noluyoo yaa" falan diye.
Bi de yalan attı pezevenk "üstün açılmış ya onun için şeyettim" diyerekten.
Sarıl bana sarıl bana diye darladı yine beni, ben de baardım ona memelerimi elleme diye bağırmıştı ya hah öle işte aynen. "Erik uyuyorum ya uykumdan uyandırdın beni, ben öyle yılış yapış yatmak istemiyorum dön uyu işte" dedim intikamımı alıp arkamı döndüm.
Sonra bu yatağın içinde kıvrandı kıvrandı kıvrandı.. Çok acaip bir ses tonuyla
- PuCCa uyudun mu?
- Yok uyumadım ne oldu
- Bence artık evlenelim.
Evlenme lafını duyunca benim gözler fıldır fıldır oldu kalktım hemen döndüm, ona doğru.
- sarılmadım diye mi
- ne alakası var be, günlerdir düşünüyorum da evlenelim yani tabi bu hoş bir teklif olmadı ama
- Ciddi misin sen
- Dalga mı geçecem seninle bir de. Günlerdir aklımda hoş birşeyer yapmak istiyordum ama dayanamadım.
ayy canım benim dedim sarıldım ona, sonra hemen kafamda kurdum düğün davetiyemizin desenini. Arthurla Marilyninin davetiyesi gibi yaptırmak istiyorum, 2 saatlik hayalimin sonunda ona karar verdim. Sonra biraz da gelinliğimi düşündüm. Gelinliğimi düşünürken kardeşime mesaj atim dedim ama amele olduğum aklıma geldi, kontorum yok diye yazmadım bişey.. Bi baktım sabah ezanı okunuyor öyle sızıp kalmışım..
Sabah kalktığımda erik mutfakta kahvaltıyı hazırlıyodu, benim ağız kulaklarda hoplaya zıplaya yanına gittim, hani böyle filmlerde olur ya arkadan herife hop diye sarılırsın öyle bir ambians yaratmaya çalıştım ama beceremedim mutfak masasıyla lavabo arasına ikimiz sığamadık çünkü..
- Benim canım kocacım kahvaltı mı hazırlıyomuş
- kocacım mı? o nasıl iğrenç bir kelime
- olum artık sana öle dicem evlencez neticede.. hey hişt hopp diyemem ya.
- ahaha sen gecekini gerçek mi sandın
- neyi
- yaa onu sana sarıl diye dedim. ahaha hemen de yedin, öyle sarıltırırlar işte adama naber??? enayi yaa, bi de uyanığım diye geçiniyosun ahahahahaha!!
İşte orda cinnet ne demek anladım!! Gerçekten kafamdan geçenleri söylesem varya, bi kere ekmek bıçağıyla penisini kopartıp ağzına depmeyi düşündüm. Musluğu yerinden söküp götüne sokmayı düşündüm. Suratına tavayı indirip kafasını fırının içine sokmayı, orda onu pişirmeyi, çatalla gözünü çıkartıp, yerine zeytin yerleştirmeyi, suratını bıçakla soyup, turşuya batırmayı istedim. O kadar çok istedim ki bunu, ama yapmadım..
Sadece gülümseyip "senin o bacaana sıçacam" dedim. kahvaltımı yaptım.

10 11 2009

3 ümüze 3ümüz bayram etsin çükümüz

Şimdi eski çalıştığı kanaldan bir kız arkadaşım vardı, sevgilisiyle yaşıyordu. Bunu işten atmışlar, sevgilisi de bir haftalığına memleketine mi ne gitmiş, beni aradı, gel ben de kal dedi. Evi sadece bir oda, bir mutfak, bir banyo. Okey dedim tam evlerinin ordaydım aradı "Esra Ceyhan da geliyorrr hobereyyyy" gibi bişi söledi. kapının ordaydım, dedim gir içeri ne olcak atla deve değil ya öldürmez heral seni. Sonra geldi meldi neyse bu gayet sarmaş dolaş, öpüş koklaş.. Bizim zaten bunla aramız çok bozuk ayrılmıştık kanaldan. Sonra bi kaç kez beni aradı bu, ama pekmezin arkadaşının yavşaması üzerine aradığı için hiç buluşmamıştım. Bacağımı kolumu keser kuyunun birine atar diyerekten. Burda da karşılaşınca artık ne olursa olsun dedim. Ama heralde olaydan haberi falan yok daha. Çünkü bana gayet samimi yaklaşıyor, gelip gidip sıkıyo oramı buramı falan. Hiç bahsetmedi üstelik.. Neyse biz üç işsiz kadın o bir odada oturup, 30 a yaklaşıyoruz heyy gidi günler neler geçirdik diye başladık geçmiş aşklarımızı anlatmaya.. Herkes sırayla en boktan ilişkisini anlatıyor, Esra Ceyhan hep pekmezin arkadaşını anlatıyor. Sonra en harika ilişkiye geliyor, yine kız bebeyi anlatıyor. Çocuğun göğsünde kaç tane kıl olduğunu bile saymış o uyurken. O derece saplantılı bir aşk duyuyor bebeye karşı. işte öle pek bir sıkı fkı olduk o muhabbetle. Sonra bi anda lise günlerim gibi oldu ortam. Vıcık vıcık bir kız durumu. Herkesin elinde kahve, yumoş kokan pijamalar üstümüzde aşktan meşkten bahsediyoruz. Sonra yanılmadığımı anladım, muhabbet "ayy keşke hep üçümüz birlikte yaşasak" olayına gelince. Lisede de böleydi gece birinde kaldığımız zaman. "okulu kazanınca hiç kopmayalım birbirmizden taam mı, hep böle olalım aynı evde yaşayalım. sen çılgın bediş ol, ben mükü hihihih" falan gibi. Bırak üniyi falan, öss için rapor aldığım an unuttum hepsinin adını..
Sonra ev sahibi olan kız yeni kahve koymak için mutfağa gidince, Esra ceyhan yanaştı bana, "bu salakla eve çıkacağıma öldürürm kendimi, temizlik diye can verecek" diyince bir tehlike sinyalini hissettim.
Ortaokuldan beri 3 lü kız gezmelerim olmuştur. O yüzden belli şeylere karşı temkinliyim. 3 kişinin en tehlikeli yanı, biri yokken onun hakkında mutlaka dedikodu yapılır. Bir süre bu böyle devam eder, sonunda ise sen ona onu demişsin, buna bunu yapmışsın, benim dediklerimi ona götürmüşsünle bu üçlü grup bozulur. Ortaokulda çok başıma geldi, sonra bütün sene düşman kesiliyosun, evini arayıp tehdit bile ediyolardı "PuCCa ödevini yapmadı Hilmi amca" diyerek. ortasona doğru bu grup nasıl yönetilir konusunda daha tecrübeli oldum, uzun süre hiç böyle sorunlarla uğraşmadım.. Sonra neyse büyüdüm müyüdüm geçti bitti tabi bu ezik ama liderim vasfım.
Ta ki geçen geceye kadar. Esra ceyhan kızın arkasından konuşunca dedim sıçtın. Bu hiç hayra alamet diil. Kuralları unutma ne olursa olsun kimsenin hakkında konuşma diye kitledim kendimi.
Gece üçümüz bir yatakta tıkış tıkış yatıyoruz, Esra benim yanımda. Böyle gereksiz luzumsuz hayaller falan kuruyoruz. Hiç evlenmicez, yaşlanınca ajda pekkan gibi olcaz, jeep alcaz kendimize falan. Sonra uyumuşum be o sırada, lan gözümü bir açtım Esra Ceyhan tepemde dikilmiş bana bakıyor. en bir yusuf attım anlatamam.
- Ne oldu neden uyumuyosun
- Uykum kaçtı sen neden uyandın
- neyse ben uyuyayım o zaman
Arkamı döndüm ama kalbim ağzımda atıyor. Zaten günlerdir kadın programlarının mutasyona uğramış hallerini izliyorum. Nan o programlara naapmışlar öle, eskiden açtığımda göbek atan yağlı yağlı ablalar vardı. Şimdi o ona tecavüz etmiş, bu buna atlamış, o orda ölü bulunmuş, bu burda bacağı kesilmiş satılmış. Bunları araştıran dedektiflere dönmüşler. Bi de başladın mı vazgeçemiyorsun da. Hacker bi çocuk vardı resmen oturdum bekledim ölü mü buluncak diye. Çok üzüldüm ama ya. Birinin gelini öldürmüş kendisini, diğerini komşusu kaçırıp satmış, Ay hep böle şeyleri izlemekten zaten paranoyak oldum. ben bile böyle olduysam ev hanımları paso onları izliyo, sonra daha piskopatlaşacaklar.
Neyse kıza arkamı döndüm yatıyorum ama bi yandan da titiriyorum korkudan. Deli manyak çünkü, gelip arkadan gırtlağımı kırt diyerekten kesse keser valla. Dedim en iyisi yüzümü ona döneyim. O daha kötü dikmiş gözlerini bana bakıyor. İçimden bildiğim bütün duaları okuyorum. Baktım bu korkuyla yaşayamayacağım, gittim diğer kızı da uyandırdım, en azından kendimi güvende hissedeyim diyerekten.. öyle böyle derken sabah oldu..
...
Sonra dışarıya çıktık ertesi gün, bi yerde oturuyoruz. kapıdan üçüncü giren benimki oyunu oynuyoruz. Bir sayı tutuyosun, kapıdan girince o, aa benimki diyosun, çirkin girerse diğerleri dalga geçyor falan. Zaten Türkiyede erkeklerin çoğu bok gibi olduğu için sürekli olarak "ehiehi tipe bak 4o sene erkeksiz kalsam buna vermem" gibi laflar dönüp duruyo. Mal bir kız oyunu yani. Sonra bir çocuk girdi, bunlar bir tartışmaya başladı. "üçüncü benimdi, hayır o giren dördüncü iki kişi girdiler" falan diye. Oyunu bir ciddiye aldılar. Lan tamam diyorum, adamın sizle sevişeceği yok boşuna tartışmayın. Bunlar bir çıldırdı, Esra Ceyhan özellikle hiç tanımadığı bir herif için kızı parçalayacaktı. Ben hiç araya girmeyeyim dedim, tuvalaete gittim.
Döndüğümde ise çok kötü bir manzarayla karşılaştım. Esra Ceyhan masaya kafasını koymuş koca hatun ağlıyor, diğer kız da onu teselli ediyor. Gittim oturdum noldu lan falan dememle, Esra ceyhanın ağzından çıkan köpüklerle bana küfrederek bağırması aynı anda oldu. Mekandaki herkes orospu olduğumu, arkadaşlarının sevgilisini ayartan bir ucube olduğumu, cehennemde cayır cayır yanacağımı, bardağı ağzıma sokup götümden çıkartmak istediğini öğrendi. Sonrada delirmiş gibi ağlayarak çekti gitti.
ben tuvalate gidince diğer kız kalkmış gitmiş, pekmezin arkadaşının bana yavşadını söylemiş. Bildiğini zannediyormuş bla bla bla.. zaten çişimi etmem 5 dakika sürdü, ben bırakıp gittiğimde hiç tanımadıkları bir erkek için carlıyorlardı birbirlerine, muhabbet nasıl oraya gelebilmiş anlamadım bile.
Dedim neyse zaten diken üstünde bekliyordum öğrendiği an bana bişi yapcak diyerekten. En azından bu kadarla yırttık. Sonra diğer kızla da bi ton olay oldu ama önemli olan bu değil.
Bu salak Esra Ceyhan bana bağırdıkta sonra kalkmış gitmiş bebenin yanına. 2 gündür telefonuma mesaj atıp duruyor, o derece ki mesaj kutum doldu. "Çok mutluyuz şu an yanyanayız" diye yazıp yazıp gönderiyor. Bilmiyorum ne zaman vazgeçecek bundan. Sesimi de çıkartmıyorum öle kuzu gibi bekliyorum. Bir hamle atsam kızın gelip benim kafamı kesmesinden korkuyorum. Çocuğun memesinde kaç kıl var bilen karıdan her boku beklerim ben.